Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanımız Sıdıka Aydın, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne, Sakarya ve Yalova’da gerçekleştirilen teşkilat buluşmalarında yaptığı konuşmada, Avrupa ve OECD verilerine işaret ederek, kreşin lüks değil, zorunluluk olduğunu söyledi.
Çalışan annelerin kanayan yarası olan ‘kreş’ sorununa parmak basan Aydın, kamudaki en temel eksikliğin bu olduğunu kaydetti. Aydın, kreş hizmetinin çalışma hayatının olmazsa olmazı olduğunu ifade ederek, taleplerini sıraladı: “Sahada hangi anneye dokunsak ilk cümlesi aynı oluyor: ‘Çocuğumu güvenle bırakabileceğim bir yer olsun.’ Çocukların nitelikli bakıma erişimi sağlanmadan aile bütünlüğü güçlenemez. Talebimiz nettir; her kamu kurumunda erişilebilir ve sürekli kreş hizmeti sağlanmalı, kreş yatırımları ülke çapında standarda kavuşturularak mali yük ailelerin sırtından alınmalıdır. Vardiyalı ve esnek çalışanlar için özel kreş modelleri geliştirilmeli ve kreş yardımı ivedilikle hayata geçirilmelidir.”
Aile yapısını hedef alan küresel ideolojilere ve yabancı söylemlere tepki gösteren Aydın, ailenin toplumun mayası olduğunu vurgulayarak, “Biz, kadını erkeğin rakibiymiş gibi gösteren yabancı söylemleri kökten reddediyoruz. Bizim medeniyetimiz fırsatlarda eşitliği, sorumluluklarda ise adaleti merkeze alır. Aileyi güçlendirmenin en sağlam yolu kadını güçlendirmekten geçmektedir. Kadın kamu görevlilerinin esnek çalışmadan aile dostu vergi politikalarına ve çocuk yardımlarına kadar tüm haklarının kazanıma dönüşmesi için sahada ve masada irade gösteriyoruz” dedi.
5,2 milyon imzalık irade ve vicdan boykotu
Eğitim-Bir-Sen’in 34 yıllık hafızasına, hak ve özgürlük mücadelesine değinen Aydın, sadece özlük hakları için değil, küresel vicdan için de ayakta olduklarını dile getirerek, “Anayasa Değişsin, Aile Korunsun kampanyasında topladığımız 5 milyon 293 bin imza ile aile kurumuna ve başörtüsüne anayasal güvence talebimizi en yüksek sesle vurguladık. Bununla birlikte Filistin, Doğu Türkistan ve Arakan başta olmak üzere tüm mazlum coğrafyaların yanındayız. Bizim boykot çağrımız geçici bir tepki değil, kalıcı bir vicdan meselesidir” diye konuştu.